|
Yüksek sesle pesimizm: İç organların bende kalmış |
|
 beni seninle aynı yatakta saati sorarken yakaladılar. eller yukarı! demeselerdi söyleyecektin… siyah, iri kıyımlı bu adam, güya polis, bir parmağı çıplak tetikte iki kişiler diğeri kadın, telaşlı, yüzünde müsamere izleri, yüzünde dün geceden kalma utanç, neyse… neyse... neyse...! bir orospu çocuğu gibi çıkardılar odadan ikimizi de. siren sesi telsiz sesi senin sesin benim sesim siyah beyaz yankılar ve o ince koridorda çizilen sınırlarımız… sana sesleniyor sesini moleküllerine ayırmış bir adam. dolunayı cebimde saklasaydım diyor sana olan terimden gökkuşakları çıksaydı organik, iki boyutlu çocuklar artsaydı bir iki sevişmemizden; sonra yine saati sorsaydım aynasızların gecikmesine meraklanarak! neyse… neyse... neyse...!!! gece yarısıydık, kan kaybından ölmek üzere olan eski sevgiliyi üstüne almış ameliyat masasıydık başkalarının endişesi söküğü çürüğüydük
|
|
|
Günahsız Orospu: Nora Levi |
 I - Savaş duvarlarda içimizdeki savaştan kalma bir leke ve altına imzasını atacak kadar cesur bir kadın - nora levi; günahsız orospu. fırında pişen göğüslerimizi, dengesi bozuk bir kedi yedi her sabah avuçladığım geometrik yüzün artık yok tensiz, etsiz ve bacaksız ruh gibi sokul burun deliklerimin gölgesine. bu yalnızlığı ancak seninle yenebilirim nora. çünkü sen benim yerleşim bölgemde saklanacak delik arayan bir orospu ben senin özgeçmişinde bir fiil! yani ikimiz de ikimize yapış yapış ikimiz de ikimize sarhoş bir film arası…
|
|
|
İstanbul'un dna'sı
fiziksel birşeydir.
Ama dokunurken anlamazsın...
"Istanbul, Istanbul, j'ai soif de ses baisers,
Istanbul, Istanbul, de sa peau veloutée.
J'ai faim de ses regards,
Je voudrais la revoir
Pour abreuver mon cœur
D'un peu de bonheur. "
|
|
|