Orospular Şehrinde

e-Posta Yazdır PDF
I

Seni
Seviyor olmanın alışkanlığıyla selamlıyorum sevgilim...
Bu mavi kampoya mezarlığı,
Şu balkonda kuruyan tuvalet
O gördüğün kaldırım boylu çocuk aşkına;
Dudaklarına dokunup duran dudaklarıma dokunmaya dayanabiliyorsan şayet;
şayet algılayabiliyorsan içimdeki “sen” arzusunu, öznelerime karışmadan girebileceksen cümlelerime, kirpik uçlarımı ıslatmadan gidebileceksen ve göz bebeklerime çocuğun gibi bakabileceğine söz vereceksen, şimdi bütün kaldırımları orospu ederim ayaklarına!


-ki bilirsin bu kentte hiçbir yalnızlık piç değil...
her ayrılığa bir domuz çamuru bulamak zorunda hissediyorsan kendini, git...
adımların geri atarken bile titriyorsun... âdil olmayan kavgalara bulamadan hakikâtimi, pembe kurdeleli , liseden kalma bakışlarına tükürmeden git...
..

bu ofisi uğrak bilmemelisin artık.
Sola kayan bakışlarıma hedef olmaktan çıktı gülümsemelerin...
Adının dili; tenha sessizliğimle sevişirken iz bıraktı boynumda...
Geride kalan kahpe aşk klasiklerinden on dördüncü seriyi tekrar izliyorum.



“-Aşk’a git
+[B]aşka gel...”


II

Adres satırı karalanmış bir tren çıktı raydan..
Cesedinde darpsız ölüm teşhisi şaşırttı önceleri
Sonra dışıma çıktın sen, ağladım, bekledim, ağladım...
İrkildim
Ürperdim
Ağladım



III

Bu son sevişmemiz
Kalbimde kalan ayran lekesi,
Kalbini kalbimdeki lekeden ay[ı]ran (ı) bilmecesi
Şimdi tek tesellimiz.....



IV

Adı yok bu şaşkınlığımın.
Hiçbir seviden kalma yataksal düşkünlüğüm sen kadar ağır olmadı.
-ki özlemedim bendeki seni sendeki beni özlediğin kadar...
tarifi yok
sıradışı sevişmelerimizin dışkısını sokak ortasına bırakırken
ve kokarken sen,
ve sızlanası sürünürken paçamdan sızan sarılığınla,
ve halka açık büfelerde kuyruğumu ısırırken
ve açken
ve sevdalanırken nakit pazarlıklara
ve yıkarken tabularını bile
ve görmezden gelirken ilk kanı
ve selamsız solukluğunla sokulurken başucuma
ve kampoya mezarlığı maviden siyaha dönerken
ve balkonda nemli tuvaletinle
ve kaldırım kadar boyunla
bu denli erkeksi işlere burnunu sokarken bile,
dudaklarına dokunup duran dudaklarıma dokunmaya dayanabiliyorsan şayet;

şayet algılayabiliyorsan içimdeki “sen” arzusunu, öznelerime karışmadan girebileceksen cümlelerime, kirpik uçlarımı ıslatmadan gidebileceksen ve göz bebeklerime çocuğun gibi bakabileceğine söz vereceksen, şimdi bütün kaldırımları orospu ederim ayaklarına!


4 Nisan 2005 - Kaan Özer
 

Yorumla 

  1. #1 Gökçehan Daçe

    Bir kum tanesinin üstünde sevişirken,
    dudaklarında ihanet, yüzünde allık yoktu

    ibret olsun diye,
    mavi panjurlara asıyorum o kirli gölgeni

    Atlantis?ten kan şehrine yolun var!
    dilimdeki tükürük, kanlı bir pusu?
    Yattığın kimin koynuysa, orada çekileceksin ipe!
    Yırtılmış yüzgeçlerinden boşalacak şehvetli günahların,
    ve zaman yelkovanla saplanırken sırtına,
    Hüznü öğreneceksin sevgili!

    hüzün de seni?

    GD.
  2. #2 Luibitza

    Değiştim evet
    Artık sadece bakımlı tırnaklarımdan tanıyabilirsin beni
    Tırnaklarımın ucunda sakladım bizi
    Kırmızı oje sürmüyorum ve
    Kestikçe yeniden uzuyor
  3. #3 Gökçehan Daçe

    Tutsan da, kuyruğu kalır elinde hayaletlerin
    koptukça yeniden uzar…
    Ama bir daha tanıyamazsın…
  4. #4 Chester

    'doğru hayat yalnız yaşanmaz.'
    diye öneren ve özdeyişen denemeciler yalnız hayatlarının totaliter yavanlığında gündelik ve güya estetik zevklerin peşinde koşan aseptik bakterilerdir.

    "zizek'ten lacan'a, deleuze'den faucolt'ya, adorno'dan kant'a kadar bir literatüre vakıf olmadan düzüşülen cahil perilerin tipik seks sonrası sigara molası gerzek soruları nasıl savuşturulur adlı enstalasyonu tanıtım anonsundaki izlenimlerimden"
  5. #5 kizi

    seni okuduktan sonra tüm yazdıklarımı gözümün önünde afaroz edebilirim.. acımadan..

Yorum ekle

Kalın Italik Altı çizgili Alıntı