sarıldığım bu esrar
çıplak bir zar
kaşları alınmış
ağlak bir göz
azar azar
dudaklarıma sıçratılmış
yazar
elimde kalan
minyatür
veda köşeciklerinde suratsız
ahlaksız
alaycı
ufacık peygamber
kıskıvrak vücudu
kaskatı
korkudan beyaz
kendinden büyük
ferasetim sağır
kör
vurdumduymaz
alaşağı edilmiş
yenik
göbeğim çatlıyor
içimin suyu
ağzıma akıyor
omurgalı aşkın
göğüsleri küçülüyor
gel
buyur
öl ve soyun
doğur aşk öküzünü
içinden;
ya da dur
doyur
kal(k) ve giyin
bas git sonra
içimden;
büyümeden
Kaan Özer` • 28 Ekim 2006
- anasayfailk hede
- gölgelerşiirin gölgesi
- kelime sevişmenleriDeneme ve serbest yazınlar
- tribal enfeksiyonKısa kısa...
- söyleşileryapılan söyleşiler
- kitaplarbasılı yayınlar
- iletişimyazara ulaşın
- biyografituhaf zamanlar
- ziyaretçi defterini okuziyaretçi defterini oku
- ziyaretçi defterine yazziyaretçi defterine yaz
- evrak çantasıevrak çantası
- gecelikgecelik
- giriş / kayıtgiriş yap / kayıt ol




Yorumla
korkularımızla yaşarsak,
bencilleşiriz dakikalar sonra.
ki ben saniyeleri sayarsam,
sen ne kalırsın yanımda
ne de sarılırsın sımsıkı.
ve köşe miydi bilmiyorum;
yol üstü beklentilerle dolu bir aşktı ayrılık.
o gece
uyudum
uyandığımda yine geceydi.
çünkü
sen
çoktan
uzaklaşmıştın
ben ki
yalnız
bir
felaket
oldum
istanbul da!