Bakışlarının ıslaklığı şehre düş gibi düşerken, yalnız sevişmelerimden arta kalan ölüm zamanlarına kuruluyor akrebi düşman eden cam göbekli suratlar…
Zamanı gösteren saatler durdu. Duvarlarda izin, bir gölgenin ihaneti gibi peşin sıra son perdeleri yuttu.. Sterilize yaşam sözcüklerim, seni bekleyişlerime değil, senli yok oluşlarıma sustu.. Şimdi sende susarsan, renkler konuşur.. ki her renk seni bana anlat(a)mıyor..
Uzun bacaklı sinsiler
yitik kuytularda..
aşkı, tam orada, evet şurada
giyotinle ikiye böldüler..
Biri sen, öbürü ben katili kesikler kanıyor. Ruhuna paspas olan gel-gitlerimi suçluyorsun. Tutarsız olan karakterlerimiz mi yoksa senin yatılı ince bağırmaların mı? Çığlık oldu, ses oldu, inledi yer gök arş-ı alem.. yinede duymadın..arabesk sevişmelerimiz radyo frekanslarında cızırtılı raks ediyorken bile, sen sayabildiğin kadar renk doldurup içine, göğüs uçlarına iliştiriyordun..
Kırmızı elbiseli, kırmızı dudaklı kadın!
Senin renk dediğin, Tanrının şekilsiz kalışıydı, suyun utangaçlığıydı, alevin ölümü, gecenin bekaretiydi.. Hangi sabah emzirebildin günahı? Günah, dudaklarını hangi sabah göğüs uçlarında unuttu.. Sen hangi günahı koynuna sokarken bekleyebildin ki yaşam damarlarının damlamasını..?
Anlamıyorsun kadın!
Bu yüzden yokluyorum varlığını an be an..
Kaan Özer
Zamanı gösteren saatler durdu. Duvarlarda izin, bir gölgenin ihaneti gibi peşin sıra son perdeleri yuttu.. Sterilize yaşam sözcüklerim, seni bekleyişlerime değil, senli yok oluşlarıma sustu.. Şimdi sende susarsan, renkler konuşur.. ki her renk seni bana anlat(a)mıyor..
Uzun bacaklı sinsiler
yitik kuytularda..
aşkı, tam orada, evet şurada
giyotinle ikiye böldüler..
Biri sen, öbürü ben katili kesikler kanıyor. Ruhuna paspas olan gel-gitlerimi suçluyorsun. Tutarsız olan karakterlerimiz mi yoksa senin yatılı ince bağırmaların mı? Çığlık oldu, ses oldu, inledi yer gök arş-ı alem.. yinede duymadın..arabesk sevişmelerimiz radyo frekanslarında cızırtılı raks ediyorken bile, sen sayabildiğin kadar renk doldurup içine, göğüs uçlarına iliştiriyordun..
Kırmızı elbiseli, kırmızı dudaklı kadın!
Senin renk dediğin, Tanrının şekilsiz kalışıydı, suyun utangaçlığıydı, alevin ölümü, gecenin bekaretiydi.. Hangi sabah emzirebildin günahı? Günah, dudaklarını hangi sabah göğüs uçlarında unuttu.. Sen hangi günahı koynuna sokarken bekleyebildin ki yaşam damarlarının damlamasını..?
Anlamıyorsun kadın!
Bu yüzden yokluyorum varlığını an be an..
Kaan Özer




Yorumla
Ütopik bu zehir!
güzel bir ifade ile güzel bir kişilik analizi yapmıssınız..fizibilite böyle cıkarılabilir ve anlasılabilir…
düşünüyorumki sevdiğim kadının bir başka kolda olduğunu..tarzının dısına cıkmasını yada hiç içerde olmadı kadar dısarda kalmasını.düşünüyorum herseyi bindiği arabayı gittiği okulu yazdığı kalemi..tokalasmayan elimin bir demir gibi PAS tutusunu..