Günaydın Anne

e-Posta Yazdır PDF
I

1970 model bir ses bölüyor uykumu. Konuşurken r harfini baskın telaffuz eden, konuştukça kulak zarımı matkapla delen ama üzerime fırlattığı cümleleri yüzükoyun yatırıp da korkak bakışlarını benden saklamayan bir ses bu.

Ne hüzün var ne seçim havası. Dudaklarında üstüme gelen kalabalık bir mırıltı yok,
resmiyet yok,
giz yok,
ağırlık yok,
öfke yok,
zorlama yok,
şaşkınlık yok,
omzundan karnına, karnından ayaklarına ve sonra tekrar dudaklarına volta atan bir kaç harften başka hiç bir şey yok!

Yok! sözcüğü bile çıkmıyor ağzından. Kim bu kadın?
Yattığım mezardan doğrulup ona doğru yüzüyorum. Yaklaştıkça dalgalar arasındaki siluet bulanıyor,
yaklaştıkça bütün renkler karışıyor,
yaklaştıkça, saat gibi hızla geriye doğru sayıyor -az önce yaşadıklarım.
ve kendini tekrar ediyor mırıltılar...

Durup bekliyorum. Birazdan bu mırıltılar sona erecek ve ben tekrar kalktığım yere doğru yatıp uyuyacağım.
Üstümü örtecek bütün kelimeler. Kürekler dolusu karanlık, parmaklarımın ve tırnaklarımın arasını dolduracak. Ve bana üstümdeki kelimelerden birer soru yaratabilmem için zaman tanıyacaklar.


II

Kadın, üstümdeki kelimelerden uzaklaşmaya başlıyor. Peşi sıra gırtlağıma ve ciğerlerime oturmuş iki karaltının gözleri küçülüyor. Bağırıyorum ama sesim sanki az önce ölü ele geçirilmiş gibi boğuk... Kimse duymuyor.

Geri dönüyor ve üzerimdeki kelimelerden koca bir cümle kurup yüzüme gülümsüyor.

- "Günaydın küçük adam. Bugün nasıl oldun?"
- "Günaydın anne. Biraz daha iyiyim. Yani sanırım"

Kaan Özer - 12 07 2007 - 04:20
 

Yorum ekle

Kalın Italik Altı çizgili Alıntı