arama
kayıt giriş
şu an buradasın: anasayfa » söyleşiler » haftanın söyleşi konuğu: kaan özer

haftanın söyleşi konuğu: kaan özer

E-posta Yazdır PDF

Çocukluğunda hayata bakış açınla bugünkü bakış açın arasındaki farklar nelerdir?

Son on yıldır aynı şeyleri düşünüyor ve düşündüklerim doğrultusunda yaşıyorum. Hayata artı bir değer daha katabilmek zor. Bir tek ben değil ki?! Herkes yüz yıllardır yükselen bir taşın üstüne defalarca düşüşünü, aldığı yaralarla nefes almayı ve atonal bir düzlemde zigzaglar çizerek ilerlemeyi amaç edinmiş (zorunluluktan), bu amacın kendini tamamlandığına inanmış birkaç kişiden biriyim. Hala seksenlilerin yaşadığını da hesaba katarsak, düşündüklerimin gerçekleşmesine daha çok var :)



Başka yazarların denemelerine, şairlerin şiirlerine ne gözle bakıyorsun? Yararlanabileceğim dediklerin kimler?

Şiirde bir tavır, bozukluk, orta düzeyde anlatılmayanı anlatmaya çalışan,
cesur,
uç noktada duran ama bizden
daha yakın
sessizce ve defalarca okunabilen
ama başkalarının coşkusuna ortak olmasını istemediğimiz her eser benim gözümde acımasız edebiyatın tanrılaştırılmaya çalışılmayan ama bir o kadar öne çıkan, öne çıkartılan bir başarıdır. Bu başarıyı yakalayabilmiş, yakalayabilmesinden öte bunu taşıyabilmiş yazarlardan faydalanıyorum. Bunun dışında kalmış, yüzyıllardır aynı temayı işleyen, şairden şaire miras kalmış gibi bildik şiirleri üstüne giyinmiş şairleri takip etmiyorum. Küstahlık değil, imha çabası :) Canımızı acıtmayan, bizi bizimle karşı karşıya getirmeyen bir şiiri kim ister ki?

Zor yazan bir yazar mısın? Nelerden etkileniyorsun? Temalarının ana çizgileri neler?

Uç dediğim noktayı yakalayabilmek ve yakaladıklarımı birileriyle paylaşabilmek, gelen iyi kötü tepkiler neticesinde tekrar arayışa çıkmak,
sizlerin görüp de adlandıramadığı
yahut adlandırmaya dahi gerek duymadığı şeyleri yazabilmek ciddi zaman ve sabır istiyor. Tabii iyi bir gözlem olmadan da bu tarifi tamamlayamıyorsunuz.
Yazmaya istekli herkes yazabilir. Ve bu yazım süreci zannettiğimizden de kısa sürer. Ortaya çıkan ürün, şairi ne derece tamamlar bu tartışılır. Gözlem, birikim ve ne yazacağına karar verme süreci bende uzun sürüyor. Bunu şiire dönüştürme işlemi ise oldukça kısa.

Sence şiiri düz yazıdan ayıran nedir?

Ahmet Haşim’in tanımı bu soruya en uygun cevabı veriyor. “Şiir, düz yazıya çevrilemeyen bir dildir.”
”Anlam” aramak, şiiri deşmek, bülbülü eti için öldürmektir… Tam tersi de şiirin düz yazıdan ayrıldığı kavşağa kadar sürükler sizi.

Yazarın özgürlüğünü ne belirler?

Sınırları ve
kendini tanıması.
Bu başlangıç, hem yazara, hem de ürünlerine karşı sonsuzluğun kapısını aralar. Sonsuzluk, onun belirlediği sınır kadardır. Özgürlüğünden ödün vermemeye kararlı olan bir yazar, bunu başarmak için kendini tanımakla işe başlamalı. Sınırlar da böylece kendiliğinden çizilecektir.

Bazı şiirlerindeki cinselliğe, erotik ve pornografik öğelere ve onların oluşturduğu şiddet temelli dile ne diyeceksin?

Bu aslında biraz yukarıda cevapladığım sorunun devamı gibi. Bilinçli bir tavır.
Kimsenin cesaret edemediği, hepimizin içinde kendinden bir şeyler bulabileceği ortak çalışmalar onlar. Tepki göreceğini bile bile yazdığım şiirler. Pornografinin ve erotizmin olduğu yer, şiddetin en çok harcanmaya hazır olduğu yerdir. Yani bilincin, bilinçsizliğe heyecanla yenildiği türden!

Bunu farklı olmak için değil, insanın içini zıplatan
kendine getiren ve
kendini kendisiyle yüzleştiren tarzın bu olduğuna inandığımdan yapıyorum.

Eserlerinde kaç kez öldün aşkı diriltmek için? Ölüm ve aşk neydi?

Bunun cevabı kitabımda sonlara doğru yer verdiğim her eserimde var. Şiirler ayrı gibi görünse de, çok bildik (bizden) bir yaşamın parça parça itirafları. Eğer ölürken aşık olursam, aşkın ölümüm olduğuna inanacağım.

İnsanları seven, kazanmaya çalışan bir yapın var. Sabrının bittiği yer neresi? En çok nelere öfkelenir Kaan?

Bilmediği halde biliyormuş gibi yapan insanlara tahammül edemiyorum. Bedavacı, sahte kahramanlar onlar :)

Bir eser illa ki birine, bir şeye mi yazılmalı? Kime, neye yazıyorsun? İncitiyor musun yoksa diriltiyor musun karşındakileri?

Okuyucu tatminsizdir. Ve tatminsizliğinin sürekliliği ona haz verir. Ben de yazarken buna dikkat ediyorum. Birine yazdıklarım, genel olarak eserlerim incelendiğinde hemen kendini ele veren türdendir. Örneğin Istırabımın sebebini bilmiyorum isimli denemeyi okuduğunuzda çok kolay birine yazıldığını anlayabilirsiniz. Veya O aşklar isimli denemeyi okuduğunuzda da birine yazılmadığını görebilirsiniz. Daha çok gözleme dayalı çalışmalar çıkarmaya çalıştığım için, eserlerimdeki sertlik okuyucu rahatsız etmiyor. Rahatsız oluyormuş gibi yapıyor olabilirler ama : )

Eserlerine bakarak yanıtlamanı istersem, kimdir Kaan Özer?

Şiirde ve bu yazım sürecinde istikrar kazanmaya çalışan biri değilim. Yeni şeyler keşfettikçe yazayım, yazdıkça da okunayım, okutmak için gerekli tüm imkânları sağlayayım, bundan sonraki sunum aşamalarında tıpkı eskisi gibi zorlanmayayım istiyorum. Bu yüzden kişisel sitelerimin sayısı sürekli artıyor ve bir önceki sitem, bir sonraki sitemden daha güçlü olmaya devam ediyor. Aradaki dengeyi koruduğum sürece, benimle aynı şeyleri düşünen yazar arkadaşlarımla beraber sesimiz daha güçlü, daha gür çıkacak.


Türk edebiyatının gelişiminde, özellikle yeni kalemlerin edebiyat dünyasına kazandırılmasında büyük payı olan edebiyat dergileri, çağımızın koşulları gereği bir hayli zorluk içindeler. Sizce erişimi çok daha kolay olan internetteki edebiyat sitelerinin bu zorlukta payı ne kadar? Çok sayıda edebiyat sitesinin varlığı edebiyatımızda ki kaliteye ne yönde etki ediyor? Sanal dünyanın edebiyatı hakkında fikirleriniz nelerdir?

Dergilerin bu engeli daha kolay aştıklarını zannediyorum. Bir edebiyat dergisini satın alma yahut ücretsiz elde etme girişimi bilinçli yapılır. Yani bu eylemde yüzde yüz kasıt var. Gittim, rastladım aldımdan daha çok, gittim buldum aldımcılık hakim.

Fakat edebiyat sitelerinde durum pek öyle değil. Google.com aracılığıyla burçlara göre seks diye aratan bir bireyin, aynı zamanda tabut.net'e düşüp benim burcum yengeç, kendim gibi su burcu olan biriyle seks yapmak istiyorum. Hani nerede? şeklinde bir soru yönelterek yönetimi zor durumda bırakabiliyor. Bunun neresi edebiyat? diye kendimize sorduğumuzda, kaygılarımızın bizi hangi durumlara düşürdüğü gerçeğiyle tekrar yüzleşmekten korkup soruyu duymamış gibi yapıyoruz. :)

Neden?

Çünkü alternatif çok. Bu çokluk kalitesizliği de beraberinde getirdi. Şimdi alternatifteki bu bolluk hem katılımcının endişeleri yüzünden hem de alternatif sitelerin belirsizliklerinden ötürü bilgi havuzu gün geçtikçe daha az dolmaya başladı. Ve bu bilginin tamamına yakın dilimi internetin her köşesinde paylaşılır hale geldiği için yazar, eser ve emek üçgeni sürekli tecavüze uğradı. Uğramaya da devam ediyor.

Eserlerini hangi ruh haliyle yazıyorsun? Şiirlerin neyle beslenir? Şiirin kalıcı olması neye bağlıdır?

Dengeli bir insanmışım gibi görünen ruh halim şiirle yüzleştiğinde duruşunu değiştiriyor. Daha çok şiir gibi, oldukça dengesiz ve eşelenmeye tahammülü olmayan türden...

Şiirlerimin beslenme alışkanlıkları ağırlıklı olarak gözleme dayalı. Dediğim gibi, önemsenmeyen ögeleri tanrılaştırmak ve ona kimsenin cesaret dahi edemediği bir pencereden bakmaya çalışmak?! Bunu alır da gözlemlerinizle harmanlayıp, elinizde kalan yeteneğinizle işe yarar bir ürün yaratmaya yeltenirseniz, kendinizi ait olduğunuz ama sürekli kaçtığınız bir tabutun içinde buluverirsiniz. Sonrası? Avazı çıktığı kadar sessiz bir ölü ve onun son kez anlatmak istedikleri...

Yazıldığı zamanı taşıyabilen şiirleri takip edin kalıcı olanlar onlardır. Tespitimde yanılıyor olabilirim yalnız.


İçten yanıtlar için teşekkürler...

 

Yorumlar

0 defnenaz #1
Ne güzel,
ne güzel insansın Kaan:)
0 Hiram #2
Ben daha magazinsel sorular da bekliyordum; kiminle birliktesin, hiç sevgiline anne terliğiyle bim'de yakalandın mı falan falan :D
0 öykü #3
Kaan Özer'i tanımak güzeldi.
Soruların da hakkını yememek lazım. Bu keyifli sohbetin devamına.

Dostlukla. :)
0 aytunç #4
Harika bir sohbetti. Tam senden beklediğim yanıtlar...
Seni tanımak güzeldi Kaan.
0 marjinal #5
Sevgili Kaan ÖZER'e kendisi hakkında verdiği tevazu dolu yorumlar için teşekkür ederiz... Amatör Edebiyat yolunda hızla ilerleyişi takdire şayan... Kendisini kutluyorum...
0 kerim #6
Tanımak güzeldi sevgili kaan.
İçten cevapların için teşekkürler.
Saygılarımla.
0 ezrak #7
Mantıklı cevaplar, güzeldi.

Soruların da hakkını yemeyelim...
0 immortAlance #8
Seçmece olmuş gerçekten. :)

Bu devam etmeli. Tanıyalım birbirimizi...
0 ates-kelebek #9
Nitelikli bir söyleşi olmuş, sorular da cevaplar da seçkin.

Yanıtlar beni şaşırtmadı, sanırım Kaan Özer'in duruşunu anlamışım :)

Teşekkürler, sevgiyle...
0 ates-kelebek #10
Nitelikli bir söyleşi olmuş, sorular da cevaplar da seçkin.

Yanıtlar beni şaşırtmadı, sanırım Kaan Özer'in duruşunu anlamışım :)
Teşekkürler, sevgiyle...

Yorum ekle