arama
kayıt giriş
şu an buradasın: anasayfa » söyleşiler » infoankara gazetesi / eylül 2008

infoankara gazetesi / eylül 2008

E-posta Yazdır PDF

Sıradan bir insandan daha sıradan ama senden, ondan ve başkasından fazla düşünen,
ve bu düşünümlerin birbiriyle çatışmasını alışılmışın dışında ifade eden, yazar olma ve büyüme kaygılarıyla telefonun alarmını sürekli erteleyerek otuz dakika daha fazla uyumayı seven ve bunu üzerinde taşıyan biri. Ayrıca öldüğü gün Cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrasını da yanında istiyor.

Bize kitabından söz eder misin?

Kitabın iç sayfasından bir notu aktarayım bu durumda:

Kelimelerin bilinmeyen hangi bedenlere bürünebileceğini, ruh içerisinde toplanan bu tür siluetlerin hecelerle nasıl nefes aldığını gösteren tüm kapıları her seferinde tekrar tekrar açıyor üslubunun ateşli anahtarlarıyla...
Doğrusu "içinizde yeni savaşlar açması muhtemel bu kelimeleri okurken savunma mekanizmalarınızı bir kez daha gözden geçireceksiniz..."

Hayata ve şiire olan bakış açından bahseder misin?
Şiir hayatın hangi noktasında ya da hayat şiirin hangi dönemecinde yer alıyor senin için?

Şiirin doğru ve değişmez tanımını hala kimsenin yapamamış olması, onun duruşundaki kutsaliyet, yazarın önündeki ve okuyucu ile arasındaki duvar gösteriyor ki şiir, dilin doğuşuyla birlikte açığa çıkmış en güçlü ifade biçimi. Şiir yazmayı tercih etmek, en az onu okumak kadar cesaret ve bilgi gerektiren bir hadise. Bu yüzden yaşamın şiire müdahili değil, şiirin yaşam üzerindeki etkisi söz konusu. Hatalı kodlanmış bir ürünün sizi hangi sonuçlarla baş başa bırakacağını bilemezsiniz. Şiirin okuyucu üzerinde bıraktığı etkide böyle bir şey işte. Her insanın gözlemleyebildiği ama ifade edemediği olayları anlatabilme gibi vazifeleri olan şiirdeki en büyük giz, anlatılmak istenenin okuyucuya bırakılmış olmasıdır. Haliyle şiir, sonuca tek başına değil okuyucuyla birlikte gider. Anlam sonsuzluğu da şiirin uzun yıllar yaşamasına sebep olur. Aynı duruma düz yazıda rastlayamazsın.

Şiir yazıyor olmak sence sadece bir paylaşımdan mı ibaret yoksa bunu bir iç dökümü olarak da adlandırabilir miyiz?

Sadece paylaşıyor olmak için yazmak veya sadece iç dökümün şiirleştirilmeye çalışılması yazarın yazarlığıyla çatışmasına sebep olur. Onu daha iyi tanıyabilmek, anlamaya çalışmak demek yakın temas halinde olmak demek değildir. Şiirin içinde olabilmek ve şiiri şiirle imha edebilmenin yollarını bilmek demektir. Ancak o zaman kitabınızın sayfaları birer ceset torbasına dönüşebilir. Ve içindeki ölüleri tanırsınız, hepsi sizin sevdiklerinizdir.

Şiirlerinde özgürlüğün sınırı var mı? Yazarken kelimelere ket vurduğun oluyor mu?

Daha az önce şiirin değişmez tanımının yapılamadığından bahsettik. Fakat bir şeyi unuttuk. Tanımlayamadığımız her şeyi tanrılaştırıyoruz biz. Anladıktan hemen sonra da terk ediyoruz. İnsandaki bu kibir, benbildimci, araştırarak okumayan bir tavır
tavırda bozukluk ve bunun gibi nedenler yüzünden yazılan tüm şiir denemelerinin yine şiir çatısı altında barınıyor olması,
şiirin ininde uyuyup argoyu ve pornoyu reddetmenin,
anlatılanları yine aynı biçimde ama farklı renklerle boyayıp tekrar okuyucunun önüne sunma telaşının,
süslü kelimelerle donatıp, ne anlattığını kendisinin bile bilmediği ama şiirin koynuna teslim ettikleriyle yükselmeye çalışanların arasında ne kadar uğraşırsanız uğraşın, şiiri o kırbacın altından kurtaramayacaksınız. Benim gibi düşünenler, en az reddedenler kadar çok. Bu konuda umutluyum. Umarım şiir tanrısının kulakları yoktur. Varsa beni hiç affetmeyecek.

Yazabilme ve bu denli farklı bir anlatımla ifade edebilme yeteneğine sahip olduğun için Tanrı'nın sana karşı cömert davrandığı düşünümüne kapıldığın oluyor mu?

Benden önce başlamış ve süratle sindirilmiş bir akımın akıntısına kapıldım. Şiir bize bizi anlatırken asla bizden yana olmadı. Hastalıklı kelimeleri yan yana dizerken, bu dizilimden memnun olmayacakların üzerime geleceğini biliyordum. Yaratılmamışla işim yok, yaratılmışlarla yüzleşiyorum.
Bu yüzleşimden kaçan ama gizliden kendini bulan,
bu buluşa tezat kimlik edinmişlerin desteksiz saldırganlıklarını da anlayabiliyordum.
Eğer tanrı bu konuda adil olmayıp bana cömert davranmış olsaydı şiir yazamazdım. Çünkü şiir tanrıyı reddeder. Burada demek istediğimi anlatabildim mi? Şiir, tüm reddedimlerin toplamıdır.

Daha açık bir dille ifade edersek:

Sadece sıkıcı insanlar sıkılır.
Sadece yanlış bayraklar dalgalanır.
Size Tanrı olmadıklarını söyleyen insanlar aslında aksini düşünürler.
Tanrı başarısızlıkların bir icadıdır.

Charles Bukowski

Yazdığın son şiiri bizlerle paylaşır mısın?

beni seninle aynı yatakta
saati sorarken yakaladılar.
eller yukarı! demeselerdi söyleyecektin…

siyah, iri kıyımlı bu adam,
güya polis, bir parmağı çıplak
tetikte
iki kişiler
diğeri kadın,
telaşlı, yüzünde müsamere izleri,
yüzünde dün geceden kalma utanç,
neyse… neyse... neyse...!
bir orospu çocuğu gibi çıkardılar odadan ikimizi de.
siren sesi
telsiz sesi
senin sesin
benim sesim
siyah beyaz yankılar ve o ince koridorda çizilen sınırlarımız…

sana sesleniyor sesini moleküllerine ayırmış bir adam.
dolunayı cebimde saklasaydım diyor
sana olan terimden gökkuşakları çıksaydı
organik, iki boyutlu çocuklar artsaydı
bir iki sevişmemizden;
sonra yine saati sorsaydım
aynasızların gecikmesine meraklanarak!

neyse… neyse... neyse...!!!
gece yarısıydık,
kan kaybından ölmek üzere olan eski sevgiliyi üstüne almış ameliyat masasıydık
başkalarının endişesi
söküğü
çürüğüydük

bu şehir iltihaplı diyor sonra.
kısa boylu ve esir.
seni o ihanetin ortasında nasıl bıraktığını anlatıyor…
polisler geliyor,
telsiz sesi
benim sesim
hiçbir önemi yok sesi
birbirimize aşık olmanın sesi
merhametin sesi
birazdan bağışlanmayı düşlemenin sesi
hepsi bir arada!

sonra seni çıkarıyorlar
az önce koydukları yerden

adam,
arkandan tüm gücüyle bağırıyor:
ölmeden önce saatine bakmayı sakın unutma!
polis, kadının saatine bakıyor
saat, tüm gücüyle bağırıyor:
tanrıyı reddediyorum!
kadın, polisin yüzüne bakıyor
polis, zor gücüyle susuyor.

adam aşk kaybediyor
hızla!
kadının üstüne yatırıyorlar
telaşla!
polis soyunuyor
adam soyunuyor
kadın soyunuyor
bir hayat düşüyor fırsatın rahminden
adam vazgeçmiş bir sesle kavrıyor ölümü kabzasından
güya eller yukarı diyecek
bir parmağı çıplak
tetikte;
senin olmaya gücüm yok diyor!
kadından başka kimse
anlamıyor…

Not:
beni seninle aynı yatakta
saati sorarken yakaladılar.
eller yukarı! demeselerdi söyleyecektin…

Kaan Özer / 08.21 Temmuz

Sanata yeni bir boyut kazandırdığını düşünen insanlara ve yeni kitabını sabırsızlıkla bekleyen heyecanlı topluluğa iletmek istediğin veya tavsiye etmek istediğin bir şeyler var mı?

Bu kazanım bana ait değil. Ben sadece bayrağı devralabilecek düzeye gelebilmek için sürekli çalışan, okuyan, gelişen ve kendinden umutlu biriyim. Yıllar sonra bu kadar hızlı koşamayacaksam,acele etmeliyim. Bu kısa birliktelik için teşekkür ederim.

Söyleşi: infoANKARA / Fehmi Başusta

Yorumlar

0 inan arslanboğan #1
Tebrik ederim Kaan, devamı gelir umarım.
0 issinabi #2
Tebrik ederim Kaan. Başarıların daim olsun.

:)
0 devrim #3
Tebrik ederim Kaancığım.

Başarılarının devamında yanında olmak dileğiyle...
0 jiyan #4
Ne güzeldir, anları ayrı ayrı ve kesişmediğini düşündüğün çizgide yaşıyor olduğunu bilmek. J&

:)

Tebrik ediyorum...
0 eren çınar #5
Yayının uzun soluklu olmasını ve başarılarınızın devamını dilerim...

Bir reklamcı olduğum için bu tür süreli yayınların tasarım, editörlük ve baskı

aşamasını aşağı yukarı bilirim. Bu nedenle "künye"de gördüğüm bir eksikliği

haber etmek istedim. Bu tür süreli yayınları inceleyen savcılık daki bölüm,

künyede "Baskı Tarihi" başlığı altında, yayının yayımlanma tarihini görmek istiyor.

Yayının sahibi olan kurum ceza almasın diye belirtmek istedim.

Dilerseniz güncel yasayı size gönderebilirim...
0 dilek akın #6
Keyifle okudum Kaan. Tebrikler,

sevgilerimle...
0 kizi #7
Kısa ama hoş bir söyleşi olmuş.

Seninle gurur duyuyorum.

Yarın bugünden daha güzel olacak.
Bugünün dünden daha güzel olduğu gibi ha! :))

Devamlarına...
0 sunni_teneffus #8
Başarılar dilerim.
0 guney #9
Tebrik eder ve başarılarının devamını dilerim.
0 marjinal #10
Akıcı bir söyleşi, emeği geçen kişilere bizlere sundukları bilgiler için teşekkür ederiz...

Yorum ekle