Acıya susamak

e-Posta Yazdır PDF

Çocukken pek aklım almasa da, özlemenin ve özlenmenin tinsel Dünya'da yeni boşluklar yaratıp, bu boşlukları doldurmakla geçilen zaman olarak bilirdim... ve zihnimde bunları yaratabiliyorsam, yine zihnimde öldürebilirdim.

Oysa kavramlarla oynuyordum yalnızca. Evet o bardak şu gördüğüm masanın üzerindeydi ve ben istediğim vakit uzanıp ona sahip olabilirdim. Ama nesnel Dünyaydı bu. Zihinsel yaratımlarımızdan bahsediyorsak -ki özlemek buydu; bardağı oraya ben koymalıydım -güya!, ve ona gidip sahip olmalıydım.

Bu yaratılan boşluk, yine kendi yarattıklarımızla doluyordu. Peki özlem neydi ki ?

eh, bardağı yaratıyoruz, içini suyla dolduruyoruz. Sonra onu içmek yerine alıp gözlerimizden boşaltıyoruz. Sonra ne yarattığımız kalıyor elimizde, ne de boşluklarımızı doldurmakla geçirmeyi düşündüğümüz zaman...

Kaan Özer

 

Yorum ekle

Kalın Italik Altı çizgili Alıntı